Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Welcome to Muzaffer's website!

EVRİM TEORİSİ KURAN'LA ÇELİŞİR

evrim teorisi, darwin, darwinizm, İslam


Günümüzde bazı Müslümanlar, evrim teorisine inanan kesimlerin
sayıca fazla olmalarından veya bu kişilerin genelde “bilim adamı”
sıfatı taşıyor olmalarından yanlış yönde etkileniyor, bu nedenle de
evrim teorisini savunma yanılgısına düşüyorlar. Oysa bu kişilerin
ellerinde Allah'ın insanları evrimle yarattığına dair ne bilimsel bir
delil var, ne de bu iddialarını Kuran'dan delillendiren herhangi bir
ayet.

 

Evrim Teorisi'ni savunan Müslümanlar, Darwinizm'in tesadüf iddiasını görmezden geliyorlar

 

Evrim teorisinin Yaratılış ile çelişmediğini ileri sürenlerin en
önemli yanılgısı, evrim teorisinin temel iddiasının “canlıların
birbirlerinden gelişerek ortaya çıktığı” tezi olduğunu sanmalarıdır. Bu
yanılgı içinde de, "Allah canlıları birbirlerinden evrimleştirerek
yaratmış olabilir, bunda karşı çıkacak ne var?" diye düşünmektedirler.
Oysa gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır: Evrimi savunanlar ile
yaratılışı savunanlar arasındaki temel farklılık, "canlılar ayrı ayrı
mı ortaya çıktılar, yoksa birbirlerinden gelişerek mi ortaya çıktılar"
sorusu değildir. Asıl konu, "canlılar tesadüflerle ve doğa olaylarıyla mı oluştular, yoksa bilinçli bir şekilde mi yaratıldılar?" sorusudur.

 

Evrim teorisi, cansız maddelerin tesadüfler sonucunda biraraya
gelerek, yine tesadüfen gelişen doğa olayları sonucunda canlılığın
yapıtaşlarını ve nihayetinde canlılığı oluşturduğunu iddia eder. Farklı
canlı türlerinin de, yine tesadüfler ve doğa olayları ile, hiç bir
bilinçli müdahale ve plan olmadan ortaya çıktığını ileri sürer.
Sonuçta, bu iddianın temelinde zaman, cansız maddeler ve tesadüfler
yaratıcı güçler olarak kabul edilmektedir. Evrim teorisi hakkında çok
az bilgi sahibi olan bir kişi dahi, Darwinist bilim adamların
iddialarının temelini bu görüşün oluşturduğunu bilir.

 

Nitekim bu gerçek, Darwinistler tarafından da kabul edilmektedir.
Darwinizm'in dünyadaki en önde gelen sözcülerinden olan, militan ateist
Richard Dawkins, " Darwin bize entelektüel yönden tatmin olmuş birer ateist olabilme şansını verdi " derken, evrim teorisi denen inancın özetini yapmaktadır.

 

Evrim teorisinin hiçbir bilimsel delili yoktur

 

Evrim teorisinin iddiası "tesadüf" iken, bu teori ile İslam
arasında bir "orta nokta" bulunamayacağı açıktır. Kaldı ki, böyle bir
arayışa hiç gerek yoktur, çünkü evrim teorisinin hiç bir bilimsel
dayanağı da bulunmamaktadır.

 

İlgili tüm bilim dalları, evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini
göstermektedir. Fosil kayıtları, farklı canlı sınıflarının küçük
kademelerle birbirlerinden evrimleşerek ortaya çıktıklarını değil,
aksine çok farklı canlı sınıflarının kendilerine benzer hiç bir ataları
olmadan bir anda ve özgün yapılarıyla ortaya çıktıklarını
göstermektedir. Ne sürüngenler kuşlara dönüşmüş, ne de balıklar kara
canlısı haline gelmiştir. Her canlı sınıflaması kendi özellikleriyle
ayrı ayrı yaratılmıştır.

 

Özellikle son 50 yıldır paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik,
karşılaştırmalı anatomi gibi bilim dallarında meydana gelen gelişmeler
ve yeni buluşlar, evrim teorisinin doğru olmadığını, canlıların bugünkü
farklı ve mükemmel formlarıyla aniden ortaya çıktıklarını ortaya
koymuştur. Bu gerçek bilim dünyasında reddedilemez bir olgu haline
gelmiştir. Bugün paleontoloji bilimi, dünya üzerindeki en temel canlı
grupları olan "filumların" (yani eklembacaklılar, yumuşakçalar,
omurgalılar vs. gibi en temel ve farklı hayvan sınıflamalarının)
tamamına yakınının, "Kambriyen devir" adı verilen kısa jeolojik devirde
hep bir anda aniden ortaya çıktıklarını göstermektedir.

 

Dolayısıyla, Allah'ın, yaratılışta evrim sürecini kullandığını
iddia etmek için ortada hiçbir bilimsel neden de yoktur. Allah her
canlı grubunu ayrı ayrı ve bir anda, "OL" emriyle yaratmıştır. Bilimin
ortaya koyduğu bulgular bu gerçeği teyid eder nitelikte iken, ateizmin
temeli olan evrim teorisine itibar etmek ve bu teoriyi "İslam'a uygun"
hale getirmeye çalışmak, hem sebepsiz hem de son derece yanlış bir
çabadır.

Darwinizm'i savunanlar, bu teorinin taşıdığı tehlikelerin farkında değiller

Darwinizm başlı başına hurafe ve mantıksızlıklardan oluşan bir
inançtır. Ön yargılardan uzak, samimi ve hür düşenen hiçbir insan,
şuursuz atomların tesadüfler sonucunda bir araya gelip, organize olup,
düşünen, akleden, hisseden, gören, işiten, medeniyetler kuran, buluşlar
yapan, sanat eserleri meydana getiren, sevinen, üzülen, sonra kendini
oluşturan atomları elektron mikroskobu altında inceleyen insanları
meydana getirdiğine inanmaz. Ancak Darwin'in teorisi insanlara bu akıl
dışı inancı dayatır. Darwinizm'i savunan Müslümanlar bu önemli
tehlikenin farkına varamamaktadırlar. Böyle bir iddiayı körü körüne
kabul eden bir insanın faşist, komünist, ateist olması çok kolaydır.
Düşünme melekelerini yitirmiş, çok açık gerçekleri kendini propagandif
anlatımlara kaptırdığı için göremeyen, sırf çoğunluk kabul ediyor diye
bir fikri körü körüne kabul eden bir insanın eline silah vermek, onu
dağlara çıkarmak, ya da "Darwin bu insanın aşağı ırk olduğunu söylüyor,
onun için onu öldürebilirsin" diye ikna etmek çok kolaylaşır. Bu duruma
gelen insanlar, vicdanlarını ve akıllarını yitirirler.

 

Nitekim, 20. yüzyılı kan ve acı gölüne çeviren komünist ve
faşistlerin tamamı koyu birer Darwinist'tir. Hitler'den Mao'ya,
Mussolini'den Stalin'e tüm bu eli kanlı diktatörler katliamlarını
Darwin'e dayandırmışlar ve ondan ilham aldıklarını sık sık
belirtmişlerdir. (Detaylı bilgi için Harun Yahya, Darwinizm'in İnsanlığa Getirdiği Belalar , Vural Yayıncılık)

 

"Darwinizm zaten yıllar önce öldü, bu konuyla ilgilenmeye gerek yok" diyenler de büyük bir yanılgı içindedirler .
Bugün Darwinizm'in birçok ülkede oldukça etkin olduğu çok açık bir
gerçektir. Okul müfredatlarında çocuklara hala geçersizliği ispatlanmış
veya sahtekarlık olduğu ortaya çıkmış sözde "evrim delilleri" birer
bilimsel gerçek gibi anlatılmaktadır. Üniversitelerde eğitim
görevlilerinin büyük bir bölümü Darwinist'tir. Evrim teorisini reddeden
bilim adamlarının bilimsel makaleleri en ünlü bilim dergilerinde
yayınlanmamaktadır. Bu duruma rağmen, Darwinizm öldü demek büyük bir
yanılgı olur. Üstelik bir çok insanın bu önemli tehlikeye karşı tedbir
almasını da engelleyen hatalı bir iddiadır.

Kuran'da Allah'ın evrimle yarattığına dair hiçbir ayet yoktur

Kuran'da, Allah'ın canlıları evrimle yarattığına dair hiçbir
açıklama bulunmamaktadır. Allah elbetteki canlıları evrimle yaratmaya
da güç yetirendir. Ancak eğer böyle bir yaratılış şekli olsaydı, bunu
Kuran ayetlerinde detaylı açıklamaları ile görmemiz mümkün olurdu.

Ancak, bazı kişiler, anlamları çok açık ve net olmasına rağmen
bazı ayetleri sanki evrimden bahsediliyormuş gibi tefsir etmekte,
ayetlere gerçek ve açık anlamlarından başka anlamlar yüklemeye
çalışmaktadırlar. Oysa Kuran, Allah'ın indirdiği şekli ile, herhangi
bir din dışı fikir ve felsefenin etkisinde kalınmadan, tamamen samimi
bir kalple okunup o şekilde açıklanmalıdır. Bu durumda Kuran'da
"evrimle yaratılış" manasında hiç bir bilgi bulunmadığı, aksine
Allah'ın tek bir "OL" emri ile varlıkları ve canlıları yarattığı
görülecektir. Eğer gerçekten Hz. Adem'den önce yarı maymun-yarı insan
canlılar yaşamış olsalar Allah bunu bize Kuran-ı Kerim'de açık, net ve
kolay anlaşılır bir biçimde anlatırdı. Kuran-ı Kerim'in "apaçık" olması
ve "kolay anlaşılır" olması, evrimsel yaradılış iddiasının gerçek
olmadığını göstermektedir.

 

Ancak bu iddiada bulunanların bazıları kasıtlı bir girişimde
bulunurken, bazıları ise gaflet içinde hareket etmektedirler.
Söyledikleri sözün anlamını düşünmemekte, Darwinizm'in nihai amacını
gözardı etmektedirler.

 

Bu kişilerin delil olarak gösterdikleri ayetlerden bazıları şu şekildedir:

 

1• YANILGI

 

İNSANIN "EVRİMSEL MERHALELER" SONUCU YARATILDIĞI YANILGISI


"Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz? Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır." (Nuh Suresi, 13-14)

Evrimsel yaradılışı savunanlar yukarıdaki ayette geçen “tavır
tavır” kelimesini “evrim merhalelerinden geçirerek” şeklinde
çevirirler. Oysa ayette geçen Arapça “etvaren” kelimesinin “evrim
merhaleleri” şeklinde çevrilmesi bu kişilerin şahsi yorumlarıdır ve
İslam alimleri tarafından da ittifakla kabul görmemektedir.

 

“Etvar” kelimesi “tavır, halet, durum” anlamına
gelen “Tavru” kelimesinin çoğuludur ve Kuran'da bu şekilde başka bir
ayette geçmemektedir. İslam alimlerinin bu ayetle ilgili tefsirleri de
bu gerçeği ortaya koymaktadır:

 

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Kuran-ı Kerim Tefsiri'nde bu ayeti “Oysa o sizi aşama aşama birçok hallerden geçirerek yaratmıştır” şeklinde
tercüme etmiştir. Ayetin tefsirinde bu aşamaları "evrim mertebeleri"
şeklinde ifade etmiştir. Ancak burada "evrim merhaleleri" ifadesi ile
kastedilen mananın insanın farklı bir canlı türünden kaynaklandığını
öne süren evrim teorisi ile hiçbir ilgisi yoktur. Nitekim tefsirin
hemen devamında bu aşamaların neler olduğu şöyle ifade edilmektedir.


“…Ebu's-Suud'un açıklamasına göre; önce unsurlar halinde, sonra
gıdalar halinde, sonra karışımlar halinde, sonra sperma halinde, sonra
embriyon halinde, sonra et parçası halinde, sonra kemik ve et halinde,
sonra da bambaşka bir yaratılışla şekil vermiştir. "Yaratanların en
güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir." (Müminun, 23/14). Bunları yapan
o güzel yaratıcı ululama ve saygıya layık değil mi? O sizi daha başka
bir şekil ve yaratışla yükseltemez mi? Yahut ezip yok ederek elem
verici o azaplara düşüremez mi? Siz niye bunları düşünmüyorsunuz?”

Elmalılı'nın yukarıdaki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, bu
ayette geçen aşamalar bir insanın sperm olarak ulaştığı anne rahminde,
önce embriyo, ardından bir et parçası, sonra kemik ve et haline
gelişip, sonra da bir insan olarak dünyaya gelişini ifade etmektedir.

İmam Taberi'nin Tefsiri'nde Nuh Suresi'nin 14. ayeti Halbuki O sizi merhalelerden geçirerek yaratmıştır” şeklinde çevrilmiş ve Önce sperma halindeydiniz; sonra sizi kan pıhtısına, ondan sonra da bir çiğnem et parçasına dönüştürüp yarattı” şeklinde açıklanmıştır. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s. 2631)

 

Ömer Nasuhi Bilmen ise ayeti Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır” şeklinde çevirmiş ve şu şekilde tefsir etmiştir:


“ O Haalık-ı Kerim (sizi muhakkak türlü türlü derecelerde)
muhtelif suretlerde (yaratmıştır) Siz bidayeten birer nutfe idiniz,
sonra kan parçası, et parçası, kemik sahibi oldunuz, sonra da bir
insasn olarak vücut sahasına atıldınız. Bütün bu muhtelif, ibret feza
hadiseler, inkilaplar, bir Haalık-ı Hakim'in varlığına, kudret ve
azametine birer parlak delil değil midir? Ne için siz kendi
yaradılışınızı hiç düşünmüyorsunuz!” (Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı
Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 8, s. 3851)

Görüldüğü gibi İslam alimleri Nuh Suresi'nin 14. ayetini ittifakla
aynı şekilde yorumlamış, sperm halinden insan haline geliş arasındaki
aşamalar olduğunu ifade etmişlerdir. Ayetin bu şekilde yorumlanması
gerektiği ise, "Kuran ayetlerinin yine Kuran ayetlerine göre tefsir
edilmesi" prensibi gereğince açıktır. Çünkü Allah başka ayetlerde
insanın yaratılış aşamalarını anne rahmindeki aşamalar olarak
anlatmaktadır. Dolayısıyla "etvaren" kelimesinden bu mananın
çıkarılması gerekir. Bu kelimeden, insanın kökenini bir başka canlı
türüne bağlamaya çalışan evrim teorisine dayanak aramak, dayanaksız bir
yorumdur.

 

2•  YANILGI

 

KURAN'DA EVRİMSEL SÜRECE İŞARET BULUNDUĞU YANILGISI


Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya
değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin)
gelip-geçti
.” (İnsan Suresi, 1)

Yukarıda ayet aynı çevrelerin evrime delil olarak sundukları bir
diğer ifadedir. Kişisel yorumlarına dayalı bir çeviriyle “kendisinden
anılmaya değer birşey değilken” ifadesi “insanın bir insan olmadan
önceki hallerinin ifade edildiği” şeklinde açıklanmaktadır. Oysa ilk
iddia gibi bu evrimci iddia da gerçeklerden uzaktır.

 

Altı çizili ifadenin Arapçası şu şekildedir:

 

“lem yekun şeyen mezkuren”

Lem yekun : değildi

Şey'en : bir şey

Mezkuren : zikredilen, adı geçen

 

Bu ifadeyi "evrimsel yaratılış"a bir delil olarak göstermek çok
zorlama bir yorumdur. Nitekim bu ayet İslam alimleri tarafından
evrimsel bir süreç olarak yorumlanmamaktadır. Örneğin Elmalılı Hamdi
Yazır bu ayetteki zaman ifadesini şu şekilde tefsir eder:


“Başlangıçta ilk maddeleri olan unsurlar ve madenler, sonra
onlardan aşama aşama yaratılıp orta maddeleri olan bitkisel, hayvansal
gıdalar "çamur hülasası" (Müminun, 23/12), sonra onlardan süzülen yakın
maddesi olan meniye doğru yavaş yavaş aşama ve mertebeler içinde gelen
bir şey olmuş, fakat insan diye anılan şey olmamıştı. Gerçekte insanın
her ferdi gibi cinsi de ezeli değil, sonradan olmadır. Hem dehrin
başlangıcından, âlemin yaratılışından çok sonra var olmuştur.”

Ömer Nasuhi Bilmen ise ayeti şu şekilde tefsir eder:


Bu ayetler, Cenab-ı Hak'kın insanları hiç mevcut, malum
değillerken bilahare birer katre sudan işitir ve görür bir halde
yaratmış ve onları imtihana tabi tutmuş olduğunu bildiriyor
...
Nev'i insan, bidayeten hiç mevcut değildi, sonra bir müddet içinde bir
katre sudan bir topraktan ve çamurdan musavver bir ceset haline
gelmiştir. O insan, o zaman malum değildi, onun ne gibi bir ismi haiz
ve ne için yaradılmış olduğu gök ve yer halkınca bilinmiyordu. Sonra
kendisine ruh bilini yadedilmeye başlanılmıştır.” (Ömer Nasuhi Bimen,
Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 8, s. 3851)

İmam Taberi ise ayeti, “İnsanın ‘(Adem'in) üzerinden öyle bir
zaman dilimi geçmiştir ki; o esnada o, şanı ve üstünlüğü olan bir şey
bile değildi. O sadece yapışkan bir çamur ve değişken bir balçıktı”
şeklinde tefsir etmektedir. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s.
2684)

Dolayısıyla da bu ayette geçen ve zaman ifade eden tanımı
“evrimsel süreç” olarak yorumlamak, Kurani yönden dayanağı olmayan
subjektif bir yorumdur..

 

3. YANILGI

SUDAN YARATMANIN EVRİMSEL YARATILIŞA İŞARET ETTİĞİ YANILGISI



Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık . (İnsan Suresi, 2)

Evrimsel yaradılışı savunanlar birçok ayette geçen “insanın sudan
yaratıldığı” şeklindeki ifadeleri de kendi iddialarına bir delil olarak
göstermeye çalışmaktadırlar. Sudan hareketle bütün canlıların
oluştuğunu iddia etmektedirler.

 

Oysa insanın sudan yaratıldığının ifade edildiği ayetler de yine
İslam alimleri ve tefsirciler tarafından her zaman spermadan yaratılma
olarak açıklanmıştır. Örneğin Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır İnsan
Suresi'nin 2. ayetini şu şekilde tefsir eder:


“… Şu şekilde yaratıldı bir nutfeden. Rağıb'ın açıkladığı üzere
nutfe, esasen saf suya denir. Erkeğin suyuna da nutfe denilmiştir.
Örfte nutfe ile meni eş anlamlı gibi sayılmıştır. Fakat Kıyamet
sûresinin sonunda da geçtiği gibi Kur'ân'da "Dökülen meniden bu nutfe."
(Kıyamet, 75/37) buyrularak nutfenin meniden bir parça olduğu ifade
edilmiştir. "Sahih-i Müslim"de rivayet olunduğu üzere "Suyun hepsinden
çocuk olmaz." hadis-i şerifinde de bir bütünün her parçası kastedilerek
"Bir suyun her bir parçasından" buyrulmamış, bir parçası kastedilerek
"suyun tamamından" buyrulmuş olmasından çocuğun meydana geldiği o
suyun, suyun toplamı olan bütün meni değil, onun bir parçasından ibaret
olduğu anlatılmış bulunduğundan nutfe, meniden bir cüz olan saf tohumun
adı olduğu anlaşılır.”

İbni Taberi ise bu ayeti “… Adem'in zürriyetini erkeğin ve kadının
birbirine karışan döl sularından yaratmışızdır” şeklinde tefsir
etmektedir. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s. 2684)

 

Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde ise bu ayet şöyle açıklanmaktadır:


"... (Şüphe yok ki: Biz insanı karışık bir damla sudan yarattık.)
Erkek ile kadının birbirine karışan sularından vücude getirdik. Evet...
İnsanlar, bir müddet, nutfe, yani: Duru, safi bir su halinde ve bir
müddette "alaka" yani: uyuşmuş kan halinde ve bir müddette muzga, yani:
Küçük et parçası halinde bulunmuşturlar. Daha sonra da kemik kesilip et
ile bürünmüş, berhayat hale gelmişlerdir..." (Ömer Nasuhi Bilmen
Tefsiri, Cilt 8, s.3915)

Bu açıklamalardan da görüldüğü gibi insanın "karmaşık olan bir
damla sudan" yaratılmasının evrim teorisinin suyun içinde tesadüfler
sonucu oluşan bir tek hücreden aşama aşama insanın meydana gelmesi
iddiası ile hiçbir bağlantısı yoktur. Tüm büyük müfessirlerin
açıkladığı gibi bu ayette insanın anne karnındaki yaratılışına dikkat
çekilmektedir.

 

İnsanın yaratılış aşamalarının anlatıldığı bir diğer ayet de
dikkatli incelendiğinde bu yorumlardaki köklü yanılgı gözler önüne
serilmektedir:


Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz,
gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra
bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir
çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için.
Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra
sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için
(sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz
de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en
aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi
görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir,
kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
(Hac Suresi, 5)

Ayette bir insanın yaratılış aşamaları tarif edilmektedir. Birinci
aşama olan toprak, insandaki temel mineralleri ve elementleri içeren
hammaddedir. İkinci aşama ise bu elementlerin, anne karnındaki
yumurtayı döllemek için gerekli yapıya ve genetik bilgiye sahip olan
spermleri içeren ve Kuran'da karmaşık bir su tabiriyle tarif edilen
menide bir araya gelmesidir. Kısacası insanın temel hammaddesi
topraktır. Toprağın özü, bir damla menide o insanı meydana getirecek
bir şekilde toplanmıştır. Ayette bu "su" aşamasının hemen ardından
insanın ana karnındaki gelişim aşamaları belirtilmiştir. Oysa evrim
teorisi, canlılığın sözde suda başlamasından insanın ortaya çıkması
arasında milyonlarca farazi aşama (ilk hücre, tek hücreliler, çok
hücreliler, omurgasızlar, omurgalılar, sürüngenler, memeliler,
primatlar, vs. ve bunların sayısız ara aşamaları gibi) olduğunu var
sayar. Oysa ayetteki sıralamada hiçbir şekilde böyle bir mantık ve
tarif olmadığı çok açıktır. İnsanın bir damla su halinden sonra alak
haline geldiği bildirilmektedir.

 

Dolayısıyla, çok açıktır ki ayette, insan türünün geçirdiği evrim
aşamaları değil, tek bir insanın anne karnından önceki, anne karnındaki
ve doğduktan sonra yaşlılığına kadar devam eden yaratılış aşamaları
tarif edilmektedir.

 

İnsanın ve diğer canlıların sudan yaratıldığını bildiren diğer
ayetlerde de yine evrim teorisine dayanak oluşturacak bir mana yoktur.
Bu ifadeyi içeren bazı ayetler şu şekildedir:


O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle
yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi
sudan yarattık . Yine de onlar inanmayacaklar mı
? (Enbiya Suresi, 30)

 

Allah, her canlıyı sudan yarattı . İşte
bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde
yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah,
dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir
. (Nur Suresi, 45)

Bazı yorumcular bu ayetlerdeki "canlıların sudan yaratılması"
ifadesinde, evrim teorisine paralel bir mana var zannetmektedir. Oysa
bu çok yanlış bir yorumdur. Ayetlerde canlıların sudan yaratıldığı
bildirilerek, canlıların temel malzemesinin su olduğu haber
verilmektedir. Nitekim modern biyoloji ortaya koymuştur ki su,
dünyadaki her canlının vücudunun en temel unsurudur. İnsan vücudunun
yaklaşık % 70'i sudur. Her canlı, vücudundaki su sayesinde hücre içi,
hücreler arası ve dokular arası ulaşımı sağlar. Su olmadan canlılık
olamayacağı kabul edilen bir gerçektir.

 

Bunun evrim teorisiyle hiç bir ilişkisi olmadığı ise açıktır.
Evrim teorisinin, "her canlının sudan çıkıp evrimleştiği" gibi bir
iddiası yoktur ki, böyle bir ilişki kurulsun. Aksine teori, canlı
türlerinin birbirlerinden türediklerini ileri sürmektedir ki, bu iddia
her farklı canlı grubunun Allah tarafından sudan yaratılmış (yani ayrı
ayrı yaratılmış) olduğu gerçeğiyle tamamen çelişkili bir iddiadır.

 

4. YANILGI

ÖNCE TOPRAKTAN SONRA SUDAN YARATILMANIN EVRİMSEL YARATILIŞA İŞARET ETTİĞİ YÖNÜNDEKİ YANILGI



" Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da
seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan
(Allah)ı inkar mı ettin
?" (Kehf Suresi, 37)

İmam Taberi bu ayeti şu şekilde yorumlamaktadır:


“... Baban Adem'i topraktan yaratan, sonra seni bir erkeğin ve kadının spermasından meydana getiren ,
sonra seni tastamam bir insan kılığına büründüren, kadın değil, erkek
haline getiren Allah'ı mı inkar ediyorsun? Sana bunca şeyleri veren ve
seni bu hale getiren Allah, ölüp toprağa dönüştükten sonra seni yeniden
yeni bir mahluk olarak meydana getirdi” (Taberi Tefsiri, İmam Taberi,
3. cilt, s. 1268)

Ömer Nasuhi Bilmen ise aynı ayeti şu şekilde tefsir eder:


“... Senin aslın ve yaradılışın sebebi olan Hazreti Adem'i
(topraktan) yaratan (sonra) da seni (bir nutfeden) en yakın maddei
vücudun olan bir katre meniden (yaratan sonra da seni bir erkek olarak
tesviye eden) seni böyle müteaddit etvari hayatiye neticesinde tam,
baliğ bir insan olarak vücuda getiren Haliki Kerimi (inkar eder mi
oldun) çünki ahiret hayatını inkar, onun zuhura geleceğini haber veren
ve ona kadir olan Allah Teala'yı inkar demektir...” (Ömer Nasuhi Bimen,
Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 4, s. 1958)

Yukarıdaki tefsirlerde de görüldüğü gibi Kehf Suresi 37. ayetin ve
insanın sudan yaratıldığının ifade edildiği diğer ayetlerin evrimsel
yaratılışa bir delil olarak gösterilmesi sadece kişisel yorumdur;
ayetin böyle bir manası yoktur. Ayette geçen ‘topraktan yaratılma” Hz.
Adem'in yaratılışını, sudan yaratılıp düzgün bir adam haline gelme ise
spermden başlayan gelişmeyi anlatmaktadır. Zaten Kuran'da anlatılan
yaratılış aşamaları dikkatle okunur, birbirini takip eden süreçler
gözönünde bulundurulursa bu yorumun yanlış olduğu da hemen anlaşılır.
Kuran'da aynı konuya işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır:


Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu
gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen
oluverdi. (Ali İmran Suresi, 59)

Evrimsel yaradılışı savunanların bu yorumlarını bir an için kabul
ettiğimizi varsaysak, o takdirde yukarıdaki ayetten yaratılışı Hz.
Adem'e benzetilen Hz. İsa'nın da evrimle yaratıldığı gibi bir sonuç
çıkarmak gerekir ki bunun ne kadar mantıksız olduğu ortadadır.

 

Topraktan ve sudan yaratılmanın geçtiği diğer ayetlerde de, az
önceki maddede incelediğimiz gibi insanın evrim aşamaları değil,
insanın yaratılışının anne karnına düşmeden önceki, ana karnındaki ve
doğumdan sonraki aşamaları tarif edilmektedir:


Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz,
gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra
bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir
çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için.
Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra
sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için
(sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz
de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en
aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi
görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir,
kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir. (Hac Suresi, 5)

 

O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir
alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta,
sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için
size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına
son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı
kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). (Mümin Suresi, 67)

 

Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman. (Necm Suresi, 46)

 5.  YANILGI

İLK İNSANIN BİR SÜREÇ İÇİNDE YARATILDIĞI YANILGISI


Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. (Sad Suresi, 71)

Evrimsel yaradılışla ilgili bir diğer yanılgı ise yine ayette
geçen bir ifadenin yanlış bir şekilde yorumlanması sonucu ortaya
çıkmaktadır. Ayetteki altı çizili ifade “çamurdan bir beşer
yapmaktayım” şeklinde tercüme edilmekte ve bunun evrim süreci içinde,
yavaş yavaş yaratılışa işaret ettiği iddia edilmektedir. Ancak ayetin
Arapçası bu şekilde bir çevirinin kişisel bir yorum ve kasıtlı bir
çarpıtma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:


“İnni halikun beşeren min tın.” = Ben çamurdan bir beşer yaratanım

Bu ayette “yapmaktayım” şeklinde bir ifade bulunmamaktadır.
Nitekim ayetin devamında "onu bir biçime sokup üflediğim zaman O'na
secdeye kapanın" şeklinde geçmekte ve buradan da “yaratma” fiilinin bir
anda olup bittiği anlaşılmaktadır.

 

Nitekim İslam alimleri de bu ayeti “Yapmaktayım” şeklinde
çevirmemektedir. Örneğin Süleyman Ateş tefsirinde şu şekilde
açıklamaktadır:


“Rabbin meleklere demişti ki “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.”

Allah, kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağını meleklere
söylemiş, çamuru insan şekline koyup içine de kendi ruhundan üfledikten
sonra meleklere, insana secde etmelerini emretmiş. Meleklerin hepsi
secde temiş. Yanlız cinlerden olan İblis, kendisinin ateşten
yaratıldığını, çamurdan yaratılan insandan hayırlı olduğunu ileri
sürerek insanın atasına secde etmemiştir.”

İbni Taberi de aynı ayeti “”Ben çamurdan bir insan yaratacağım” şeklinde çevirmiş ve şu şekilde tefsir etmiştir:


“… Bir zamanlar Rabbin meleklere: Ben, çamurdan bir adam
yaratacağım, buyurmuştu… Onun yaratılışını tamamladığım, suretini
düzelttiğim, ruhumdan da ona üflediğim zaman, kendisine secde edin
. ” (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, cilt 4, s. 1991)


6.  YANILGI

 

HZ. ADEM'İN İLK İNSAN OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ YANILGI

 

Evrimsel yaradılışla ilgili olarak ortaya atılan bir diğer iddia
ise, Hz. Adem'in ilk insan olmayabileceği ve hatta insan olmayabileceği
şeklindedir. Bu iddiaya delil olarak aşağıdaki ayet gösterilmektedir:


Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir
halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve
(sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar
akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin
bilmediğinizi ben bilirim" dedi. (Bakara Suresi, 30)

Bu iddiayi savunan çevreler ayette geçen “halife var edeceğim”
şeklindeki ifadede geçen Arapça “ceale” fiilini, “tayin etmek” kelimesi
ile açıklamaktadırlar. Oysa "ceale" kelimesinin Kuran'da kullanılan
anlamları şu şekildedir:


Ceale: Yaratmak, icad etmek/ çevirmek, yapmak, koymak, kılmak

Kur'an'da “ceale” filinin geçtiği diğer ayetlerden birkaç örnek şöyledir:


Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var
etti (ceale) ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi… (Zümer
Suresi, 6)

 

De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren (ceale) O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)

 

"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (ceale)" (Nuh Suresi, 16)

"Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı. (ceale)" (Nuh Suresi, 19)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi “Ceale” kelimesi Kuran'da
"tayin etmek" manasında kullanılmamıştır. Çoğu yerde “yaratmak, icad
etmek, yapmak” gibi anlamları vardır.

 

Ayrıca pek çok ayette de Hz. Adem'in topraktan yaratıldığı
belirtilmektedir. Hz. Adem'in, diğer insanlar içinde bir insan
olmadığı, özel ve farklı bir yaratılışa sahip olduğu bu ayetlerden de
anlaşılmaktadır.

 

Kuran'da Hz. Adem'in ilk insan olduğu hakkında verilen bir diğer
önemli bilgi de onun cennetten çıkarılmasıdır. Hz. Adem ilk insandır ve
Allah'ın ilk elçisidir. Bu konudaki ayetler herhangi bir yoruma yer
vermeyecek kadar açıktır. Tek yapılması gereken şey insanların samimi
bir kalple, vicdanlarının sesini dinleyerek ve ihlasla Kuran ayetlerini
okumalarıdır. Allah bu niyetle ayetlerini okuyan kullarına mutlaka
doğru olanı gösterecektir.

 

7. YANILGI

 

KURAN'A GÖRE MAYMUNLARLA İNSANLAR ARASINDA SOY YAKINLIĞI OLDUĞU YANILGISI

 

Evrim teorisi tartışmaları sırasında yanlış yorumlanan ve bazı
kimselerce sanki evrim teorisine yönelik bir işaret gibi yanlış
anlaşılan bir ayet de, Allah'ıh geçmişte bir grup Yahudiyi maymun
kılmasıyla ilgili ayettir:


Andolsun, sizden (İsrailoğullarından) cumartesi (günü)
yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık
maymunlar olun" dedik. Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek
olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt
kıldık. (Bakara Suresi, 65-66)

Oysa ayetten evrim teorisine paralel bir mana çıkarılamayacağı aşikardır. Bunun bir kaç ayrı sebebi vardır:

 

1) Ayette kast edilen ceza, büyük olasılıkla manevi bir
anlamdadır. Yani sözkonusu Yahudilerin fiziksel anlamda değil, karakter
yönünden maymuna benzetilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

 

2) Eğer kast edilen ceza fiziki manada gerçekleşmiş olsa bile, bu
doğa kanunlarının dışında gerçekleşen bir mucize olur. Burada Allah'ın
dilemesiyle, bir anda mucizevi bir dönüştürme, yani bilinçli bir
yaratılış söz konusudur. Evrim teorisi ise, türlerin milyonlarca yıllık
zaman dilimlerinde rastlantılarla yavaş ve kademeli olarak birbirlerine
dönüştüklerini öne sürer. Dolayısıyla Kuran'da bildirilen bu hadiseyle
evrimin savunduğu senaryonun birbirleriyle hiçbir ilişkisi yoktur.

 

3) Ayette kast edilen ceza, tarihte tek bir kez ve sınırlı sayıda
insan için gerçekleşmiştir. Oysa evrim teorisi tüm insanların maymunlar
ile akraba oldukları gibi bir senaryo öne sürer.

 

4) Ayette, insanların maymuna dönüşmesinden söz edilmektedir. Oysaki evrim teorisinin iddiası ters yöndedir.

 

5) Kuran'da, Maide suresinin 60. ayetinde de Allah'ın gazablandığı
sapkın bir topluluğun maymunlara ve domuzlara çevrildiğinden
bahsedillir. Ayet şöyledir:


De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak'
bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği,
ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile
tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha
çok sapmışlardır." (Maide Suresi, 60)

Bu durumda, baştan beri incelediğimiz hatalı mantık örgüsü, ayette
insanın yalnız maymunla değil domuzla arasında da bir evrimsel bağa
işaret olduğu gibi gerçek dışı bir sonucu çıkartacaktır. Halbuki
evrimcilerin dahi domuzla insan arasında böyle bir bağlantı olduğuna
dair bir iddiaları yoktur.

 

Buraya kadar da anlaşıldığı gibi, Kuran'ın bazı ayetlerinde evrim
teorisine dair bir takım işaretler bulunduğu iddiası hem Kuran'ın
bütünüyle hem de evrim teorisinin kendi tezleriyle çelişen bir
yanılgıdır.

 

Sonuç

 

İman eden insanların, Allah'a ve dine karşı mücadele veren fikir
sistemlerine karşı uyanık ve dikkatli olmaları son derece önemlidir.
Bugün dünyada önde gelen birçok evrimci, evrim teorisine karşı güç
kazanan fikirleri çökertmenin en önemli yolu olarak şunu tavsiye
etmektedirler: "Yaratıcıya inanmasanız dahi "Allah evrimle
yaratmıştır" iddiasını kullanın. Böylece Yaratılışçıların gücünü
azaltmış, bir kısmını kendi safınıza çekmiş olursunuz."

 

Yeterli incelemeyi yapmadan, sadece bazı Darwinist bilim
adamlarına karşı duyulan eziklikten dolayı "evrim vardır" diyen
Müslümanlar nasıl büyük bir tehlikeye arka çıktıklarını bir kez daha
düşünmelidirler. Aslında, asıl tehlike bu konuyu önemsiz görmektir.
Vicdan sahibi her Müslüman konunun önemini anlayarak, gereken ilmi
çalışmayı gösterdiğinde, Darwinizm son dayanaklarını da yitirecektir.
Durumun ciddiyetini kavrayamayanlar ise istemeden de olsa Darwinizm'in
insanlık için oluşturabileceği belalara destek olacaklar ve belki bunun
vebalini taşıyacaklardır.

 

Unutmamak gerekir ki, tüm müslümanlar için, dine karşı, Allah'ın
varlığını inkar eden her fikri, fikri mücadele ile çürütmek, hakkı
kullanarak batılı yok etmek önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, " yenilgiyi kabul et, taviz ver, orta bir nokta bul " anlayışı ile yerine getirilemez.

Örneğin komünizmin yayıldığı bir toplumda müslümanın görevi
"komünizmi İslamlaştırmaya çalışmak" değildir. Bu, din lehinde hiç bir
sonuç vermeyecek, aksine komünizme fayda sağlayacak çıkmaz bir yoldur.
Müslümanın görevi, komünizmi tüm bir felsefe olarak çürütmek, yıkmak ve
buna karşı İslam'ın hakikatini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde
Darwinizm'e karşı da Müslümanın görevi "Darwinizm'i İslamlaştırmaya
çalışmak" değil, bu büyük yalanı fikren çürütmek, yıkmak ve buna karşı
yaratılış gerçeğini ortaya koymaktır.

 

Tüm Müslümanlar bu bilinçle hareket etmeli, ateizmin temeli olan
ve 150 yıldır dünyayı aldatmış bulunan evrim teorisine karşı yürütülen
fikri mücadeleye destek vermelidir.


Date: 14 May 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment



Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Latest Entries

ADNAN OKTAR’IN HAYATI VE İSLAM YOLUNDAKİ ŞEREFLİ MÜCADELESİ
MİLLİYET'İN "ÇARESİZ" EVRİM PROPOGANDASI
EVRİM TEORİSİ KURAN'LA ÇELİŞİR
Bal Arıları

Search