Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
Welcome to Muzaffer's website!

Bal Arıları

bal arıları, Kuran, Allah


Allah Kuran'ın pek çok ayetinde yeryüzündeki ve gökyüzündeki
kusursuz dengeye dikkat çeker ve bu konular üzerinde düşünülmesini
ister. Çünkü düşünen insan Allah'ın ayetlerini görür ve Rabbini daha
iyi tanır.


 

Kuran'da bazı canlılara özellikle dikkat çekilmiştir. Bunlardan
bir tanesi de arılardır. Arılar herkesin varlığından haberdar olduğu
küçük canlılardır. Şimdi bu canlılar hakkında birkaç basit soru
soralım. Arılar ne yaparlar? Bu, herkesin cevabını bildiği bir sorudur;
arılar bal yaparlar, petek yaparlar. Tekrar soru soralım: Peki arılar
niçin bal yaparlar?

 

Bazı
insanlar bu sorunun cevabının öneminin farkında bile değildir. Kimi bu
konu üzerinde düşünmemiştir bile. Kimileri de arının Darwin'in tarif
ettiği gibi bir evrim süreci sonunda var olduğunu savunur. Söz konusu
evrimci çevrelere göre arılar diğer bütün canlılar gibi bir tesadüfler
zinciri sonucunda ortaya çıkmışlardır. "İçgüdü" denilen bir dürtü de
yine rastlantılar sonucunda arılara bal yapmayı öğretmiştir. Ancak
sorunun asıl doğru cevabı, insan için çok önemli olan bir konuyu
içerir. Arı, birçok mükemmel özelliğiyle birlikte Allah tarafından
yaratılmıştır ve O'nun ilhamıyla insanlar için bal üretmektedir.


 

Şimdi Allah'ın Kuran'da bahsettiği bu yaratılış delilini birlikte inceleyelim.


 

Arılar toplu yaşayan canlılardır ve bir kovanda yaşamın
devamlılığını sağlamak için hep birlikte çalışırlar. 60-70 bin arının
yaşadığı bir kovanda düzen nasıl sağlanır? Nasıl olur da hiç karışıklık
çıkmaz? Bu düzeni arıların kendilerinin oluşturması mümkün müdür? Bütün
bu soruların cevapları insanlarla arılar karşılaştırılarak verilecek
olursa kovanda sağlanmış olan kusursuz düzendeki olağanüstülük daha iyi
anlaşılacaktır.


 

Birlikte iş yapmak üzere biraraya gelmiş insan topluluklarında en
zor aşama, çalışma planının ve görev organizasyonunun yapılmasıdır.
Eğer bulunulan yer bir fabrikaysa, işçilerin başında usta başları, usta
başlarının başında mühendisler, mühendislerin başlarında idari kadro,
idari kadronun üzerinde genel müdür bulunur. Fabrikanın verimli
çalışması için oldukça büyük emek ve para harcanır. Kısa ve uzun dönem
planları yapılır, istatistikler çıkarılır. Üretim sırasında daha
önceden hazırlanmış üretim planları kullanılır ve her aşamada kalite
kontrolü yapılır.

Ustabaşlarının, mühendislerin, idari kadro ve üst düzey
yöneticilerin herbiri görevlerine gelmeden önce yıllarca süren akademik
veya pratik eğitimden geçmişlerdir.


 

Ancak bütün bu verilen örnekler ve benzeri organizasyonların tam
olarak kurulması ve eksiksiz işlemesi sonucunda, birkaç yüz insanın
uyum içinde çalışması sağlanır.


 

Birkaç yüz akıl ve irade sahibi insanı birarada çalıştırmak için
böylesine detaylı bir organizasyon gerekirken, onbinlerce arı hiçbir
insan topluluğunun başaramayacağı mükemmellikte bir organizasyon içinde
çalışmaktadırlar. Peki ama nasıl? Bu sorunun cevabını da yine
insanlarla arıları karşılaştırarak verelim.


 

Arılar insanlar gibi eğitimden geçmezler. Her biri görevini doğar
doğmaz yerine getirmeye başlar. Fabrikadaki her eleman kendi çıkarları
için çalışır. Oysa arıların yaptıkları işten kişisel bir çıkarları
yoktur.


 

Fabrikada işçisinden, idari personeline kadar her çalışanın bir
çalışma saati, tatil hakkı varken, arılar ömürleri boyunca hiç durmadan
insanlar için çalışır dururlar.


 

Peki bu kadar kusursuz bir düzeni sağlayan nedir? Tesadüfler 60-70
bin arıyı biraraya getirip de düzene sokabilir mi? Tesadüfler on
binlerce arının her birine kendi yapacağı işi öğretip karışıklık
çıkmamasını sağlayacak bir sistemi oluşturabilir mi?


 

Tabii ki hayır. Tesadüfler kesinlikle bir düzen oluşturamazlar.
Tesadüfler sadece karmaşa ortaya çıkarırlar. Tüm evrende var olan düzen
gibi, arıların hayatlarındaki düzen de tesadüflerin eseri olamaz.


 

Bir kovanda uyum içinde yaşayan on binlerce arının hepsini aynı
makinanın dişlileriymiş gibi uyum içinde, hiç durmaksızın çalıştıran
Allah'tır. Arılar da yeryüzündeki tüm canlılar gibi Allah'ın ilhamıyla
hareket ederler. Bu gerçek Nahl Suresi'nde şöyle bildirilmektedir:


 

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların
kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden
ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların
karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir
şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir
ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

.







İşçi arılar altı haftalık hayatlarının son bölümünde balözü
toplayıcısı olurlar. Arılar topladıkları polenleri kovanlarına taşırken
vücutlarında bulunan polen sepetlerini kullanırlar. Yandaki resimde
sepeti polenle dolu olan bir işçi arı görülmektedir.



Bir kovanda işçi arılar, kraliçe arı ve erkek arılar bulunur. İşçi
arılar kovandaki bütün işleri üstlenmişlerdir ve büyüdükleri hücreden
çıktıkları andan itibaren gelişimleri ile orantılı olarak kovan
içindeki görevleri de değişir. İşçi arılar yaşamları boyunca kovan
içindeki her türlü işle ilgilenmiş olurlar. İlk üç günleri kovan
temizleyicisi olarak geçer.

 

1. Kovanda Temizlik: Kovan temizliği arıların ve larvaların
sağlığı açısından çok önemlidir. Arılar kovanda gereksiz gördükleri
herşeyi dışarı taşırlar, taşıyamayacakları kadar büyük olan ve kovana
dışarıdan giren böcekleri de öldürürler ve bir maddeyle kaplayarak bir
nevi mumyalama işlemi yaparlar. Dikkat edilirse burada çok ilginç
ayrıntılar vardır. Öncelikle arılar ölen bir canlının hem bozulacağını
bilmekte ve hem de kendilerine zarar vermesini engellemek için
mumyalanması gerektiğini de bilmektedirler. Ayrıca arılar bu işlemde
çok özel bir madde olan "propolis"i kullanırlar. Propolisin özelliği,
içinde bakteri barınamamasıdır. Yani mumyalama işi için ideal bir
maddedir. Acaba arılar bu maddenin mumyalama için ideal bir madde
olduğunu nereden bilirler ve bunu nasıl üretirler?


 

Arıların bu konuda bir bilgilerinin bulunmadığı açıktır. Kendi
kendilerine ne ölen canlıların bedenlerinin bozulacağını bilmelerine,
ne propolis gibi bir maddeden haberdar olmalarına, ne de mumyalama gibi
bir işlemi akletmelerine de imkan yoktur. Akıl ve bilgi gerektiren
bütün bu işlemleri tesadüfen de bulmuş olamazlar. Bu bilgiler arılara
yaratıcıları olan Allah tarafından ilham edilmektedir.


 

2. Bakıcı arılar: Arılar 3. günden sonraki bir hafta
boyunca ise adeta dadılık yaparlar. Vücutlarındaki bazı salgı
bezlerinin harekete geçmesi üzerine, aniden larvaların bakımı işine
yönelirler. Larvaların bütün bakımıyla 3 ila 10 günlük arılar
ilgilenirler. Larvaların kimini arı sütüyle, kimini de bal-çiçek tozu
karışımıyla beslerler.


 

3. Petek mimarları: 10. gününden itibaren işçilerin
karnındaki balmumu bezleri gelişmeye başlar ve balmumu yapacak hale
gelirler. İşçi arılar artık balmumuyla petek inşa eden inşaat
işçileridirler.


 

4. Gardiyan Arılar: Arılar 10 gün boyunca petek üretimine
devam ederler. Ama doğumlarının 20. gününde yine görev değiştirirler.
Bu kez kovan girişinde gardiyanlık yaparlar. Arıların vücudunda yine
bir değişim olur ve iğne bezleri zehir üretmeye başlar ve gardiyan olan
arılar kovan kapısında nöbet tutarak davetsiz misafirlerin içeri
girmesini engellerler.


 

Dış görünüş olarak arılar birbirlerine çok benzerler. Bu
benzerliğe rağmen kovana giren herhangi bir yabancı arı hemen tanınır
ve anında kovandan dışarı atılır ya da öldürülür. Bu noktada akla hemen
bir soru gelir; arılar birbirlerini nasıl tanırlar?


 

Her kovanda kraliçenin salgıladığı kimyasal bir madde vardır ve bu
madde kovandaki bütün arılar tarafından bilinir. Ayrıca kovandaki bütün
arılar da bu maddeyi kraliçeden alırlar yani kraliçe ile aynı kokuya
sahip olurlar. İşte bu madde sayesinde aynı kolonideki bütün bireyler
birbirlerini kolaylıkla tanırlar.


 

5. Polen toplayıcısı arılar: Arılar toplam altı haftalık hayatlarının kalan bölümünde çiçekleri araştıran birer balözü toplayıcısı olurlar.







İşçi
arılar kovandaki her türlü düzenden sorumludurlar. Küçük resimde
kanatlarını çırparak kovanın ısınmasını sağlamaya çalışan, büyük
resimde ise larvaların odalarını temizleyen işçi arılar görülmektedir.

İşçi arılar kovandaki bütün bu işleri yaparken kraliçe arıya düşen
görev sadece üremektir. Kraliçe arı bütün ömrü boyunca hiç durmadan
yumurtlar, ve bütün ihtiyaçları işçi arılar tarafından karşılanır.





 

İşçi arılar altı haftalık hayatlarının son bölümünde balözü
toplayıcısı olurlar. Arılar topladıkları polenleri kovanlarına taşırken
vücutlarında bulunan polen sepetlerini kullanırlar. Yandaki resimde
sepeti polenle dolu olan bir işçi arı görülmektedir.






 

Arıların yaşamındaki bu ilginç süreç, karşımıza pek çok soru
çıkarmaktadır. Dünyaya gözlerini yeni açan bir canlı, arı gibi hiçbir
aklı, zekası olmayan bir böcek, nasıl olmaktadır da yapması gereken
işleri harfiyyen bilmektedir? Nasıl olmaktadır da bu hayvanın vücudu,
önce temizlik yapmaya ayarlı iken, bir anda bazı salgı bezlerinin
harekete geçmesiyle larvalara bakmaya uygun hale gelmektedir. 4-5 gün
öncesinde kendisi bir larva olan arı, bunları nasıl akletmektedir? Yine
birdenbire vücudu değişerek balmumu salgılamaya uygun hale gelmekte ve
birdenbire bir inşaat işçisine ve daha sonra yine değişerek bir
gardiyana dönüşmektedir. .



 

İşçi arılar kovandaki her türlü düzenden sorumludurlar. Küçük
resimde kanatlarını çırparak kovanın ısınmasını sağlamaya çalışan,
büyük resimde ise larvaların odalarını temizleyen işçi arılar
görülmektedir.






 

Görüldüğü gibi kovan içinde kusursuz bir düzen vardır ve bu düzen
sayesinde 60-70 bin arı hiçbir karışıklık çıkmadan yaşamlarını
sürdürürler. Bu kusursuz düzeni kuran ve devamlılığını sağlayan hiç
kuşkusuz ki arıların aklı, tecrübesi ya da kusursuz organizasyon
yetenekleri değildir. Arılar da yeryüzündeki diğer bütün canlılar gibi
üstün bir ilmin sahibi olan Allah'a boyun eğmişlerdir ve O'nun
ilhamıyla hareket etmektedirler.


Date: 14 May 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment



Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Latest Entries

ADNAN OKTAR’IN HAYATI VE İSLAM YOLUNDAKİ ŞEREFLİ MÜCADELESİ
MİLLİYET'İN "ÇARESİZ" EVRİM PROPOGANDASI
EVRİM TEORİSİ KURAN'LA ÇELİŞİR
Bal Arıları

Search